22 Ağustos 2009 Cumartesi
19 Ağustos 2009 Çarşamba
WAT*THE FUCK !!! part 1_Yol hikayeleri
WAT*THE FUCK !!!
Work And Travel* mağduru diye bir tabir var ya literatürde..Evet..Çok doğru..Daha önceden gitmiş arkadaşların yaşadıklarını anlattıklarıyla feci gaza gelinebilir..Bir dirhem değişiklik uğruna”Bu yazınızı iyi değerlendirin Hem para kazanın,hem gezin hem tatil yapın;çocuklarınıza anlatacak hikayeniz olsun”lu Yurt Dışı Eğitim şirketlerinin çeşitli advertoriallarının gazabına uğranabilir..”Tanıdık torpili var şşş Amerika görücez oolumlu”artistik hareketlerin kurbanı olarak grupça verilen kararların sonucunda yanlız da kalınabilir..Yarı yolda bırakılınabilir,vize bekleme süreci asırlar sürebilir,İşsiz kalınabilir,kazıklanılabilir,,Türkler tarafından siktir çekilebilitesi ve evsiz kalınabilitesi dahil her an her şey olabilir..Şaşırmamak;yanlızca GÖZE ALMAK,gözünü karartmak,herşeye hazırlıklı olmak,kendine güvenmek gerek..Maceraseverlere 1o numara ekşın yaşatır,ama yoook PEACE OF LIFE modunda olanlara iki kelime İngilizce konuşucam diyenlere bu Wat Programı YALAN bence :)
Herkesin Wat’ı kendine zaten çok çeşitli yerler çok fazla eyalet ve iş seçeneği olduğundan büyük risk göze alınarak başlanıyor zira benim Wat serüvenim en kötüsünden en hayal kırıklısından başladı desem yeri var.
En başında toz pembe herşey 3 kızız,karar verildi,gidiliyor..Süreç yaklaştıkça caymalar başlayabiliyor tabi en önce “sen gelmesen bile ben gidiyorum”diyen arkadaş vazgeçebiliyor :) zira bende de öyle oldu 2 kişi kaldık.Muhteşem okulumuzun (!) geç kapanması neticesinde seçtiğimiz işler iptal edildi hepsi birer hayal kırıklığı ve yaşanan endişeler de cabası.Sonuç itibariyle vize sürecine çok geç girdik,işimizi bulmamız kesinleşmesi,Ds formumuzun (çalışma izni) gönderilmesi son haftalarda tamamlandı,konsolosluk vizemizi onaylayacak mı onaylamayacak mı endişesi 1 hafta sürdü ve bu fiyaskoyla sonuçlandı;çat!!arkadaşıma vize reddi!!Bu sırada işe başlama tarihimiz geldi de geçti bile iş iptali söz konusu..Alalacele en kazığından (geç kalındığı için) uçak bileti alındı.Hazırlıklar,oraya gidince ne yapacağım kimi arayacağım derken gerçeklerle yüzyüze gelindi çotank diye dank etti..Ve..Evet yanlızdım bu süreçte.Tek başıma yolculukları seven biri olarak bana bile çok ağır geldi bu..Ve işte mutsuz bir yolculuk başlangıcı sebebi..
Havaalanına sevdiklerimden ayrılacağım ve ne idüğü belirsiz biyere gittiğim gayet açık ve belli olduğu için bir önceki günü ağlayarak kendimi mahvettiğimden mosmor gözler ve uykusuz bir halde gittim ve ilk olumsuzluk tekmesini kıçımda hissettim KLM nin karmakarışık kuyruğunda beklemenin olağan sonucu sıra kavgaları,ağız dalaşı gibi bazı çirkinlikler yaşarken biz sevgili uçağım tam 12 saat rötar yapmıştı.Doğal olarak aktarma yapacağım bütün yerlerde uçakları kaçıracaktım ve derhal en yakın saatte güzergah ve firma değiştirildi.O dalgınlıkla beklerken pasaport kaybetme tehlikesi bile yaşandı Neyse ki bütün talihsizliklere rağmen Yolculuk başladı ama binbir kahır ve endişeli düşüncelerle,,çünkü Mississippi’deki housing şirketimin ve Türkiye’deki danışman şirketimin bütün ilgisizliğinin kötü sonuçlarını ben yaşayacaktım,biliyordum,farkındaydım..Uçakta Türkiye’ye turist olarak gelen,geri dönmekte olan,yanımda oturan yaşlı çifte minnettarım.Evet kadın dindardı belki ama yardımseverliği yadsınamazdı İncil hediye etmesi yol boyu ilgilenmesi belki her Türkte olmayan büyük incelik örneğiydi.Hala da merak ve kaygı dolu soru içerikli maillerini aldığıma göre çok iyi dostluklar edindim.SanFransisco’da dil eğitimi alan misafirperver Türk arkadaşı da unutmamak gerek tabi bunlar iyi tarafları.
İstanbul-Münih-Chicago-New Orleans güzergahını hiç beklemeden peşi sıra atlattım.Ancak Chicago’da 2.bahtsız bedevilik başıma geldi.”İstanbul’dan yola çıkan bütün yolcuların bavulları gecikecek!!”Tatatataaam.tokat gibi :) Binbir duayla Dorothy teyze ve Harrison amca (onlar papa ve mama yı yeğliyor gerçi ama) her neyse beni uğurladı,kadın öyle bir sarıldı ki içim burkuldu.Terminal değişikliği sırasında zenci oranının gittikçe yükselmesi farkedilmeyecek gibi değildi Chicago’dan New Orleans’a “bavulsuz” bir şekilde battı balık hesabı uyuklayarak ve feci şekilde üşüyerek gayet rahatsız vaziyette uçtum.Vardığımda akşamın 10’uydu ve gider gitmez başvurduğum “Nerde benim bavulum”nidalarıyla luggage office’teki sevimsiz siyahi ablanın eminim ki :) içinden ettiği küfürlere maruz kalarak adres telefon bilgilerimi verdim.Dışarı çıkmayı göze alamayarak içeride sabahladım ki zaten havaalanında sabahlayacağımın bilincindeydim.Yarı uyur yarı uyanır,kah volta atar,kah polisler tarafından kovulurken daha sıcak bir köşe arar vaziyette sabahı zor ettim.Next step olan merak eden biriciklerime<3haber verme işi sandığımdan zor çıktı Turkcell kontörleri har vurup harman savruldu gereksiz ve acemice yapılan ilk hataydı.Ne gariptir ki havaalanında wireless bile yoktu üstelik Atatürk Havaalanında akıllılık edip dönüştürücü almıştım ki biyerlerde priz bulup yere oturup gelen geçenin şaşkın bakışlarına mağruz kalıp laf atmalarına rağmen bilgisayarla oyalanabilmiştim ancak kablosuz ağ bulma umudum fos çıktı..2.yanlışım sabah olduğunda derhal ordan ayrılmayıp bir umut beklediğim Chicago uçağıydı ki sahneyi göz önüne getirirseniz bavul turnikelerinin başında beklemek bu kadar acıklı olamazdı:)Öğlen vakti sonunda ayrılabildim havaalanından belki de ağırlıktan kurtulmuş olmaktan sevinmeliydim.Dışarıya adımımı bir attım ki ne göreyim bütün taksiciler zenci,şansım yoktu,atladım birisine otobüs terminaline gitmek üzere yusuf yusuf vaziyette her an kaçırılma tehlikesi müthiş paranoyaklığıyla ,uykusuzluk kafası modunda yol aldım.”Where are you from baby”sorusuna aldığı cevaba istinaden çok paramı almayı da başarmıştı niggamız.Eveet ilk kazıklandığım an o andı.Neyse otobüs terminali benzer mi Esenler’e..Bir garip içerisi,gişe kapalı,sefer yok,kurban olayım dakkada bir geçen İstanbul münübüslerine,iç geçirişler,yorgunluk ve bezginlik benzeri tonlarca hissiyat...Neyse ki kadın teşrif etti bilet kesmeye tam da ne dese beğenirim acaba diye düşünmekteydim;Mississippi’ye otobüs saat 6’da.Orda sağol deyip alkışlayasım geldi.Artık bekleyemezdim mecburen külüstür taksiciye yöneldim,girişte sormuştum 170 dolar çekmişti adam Mississippi Biloxi’ye 125’e bağladım yarım yamalak İngilizceyle.Yola koyulduk sevimli,komik bi zenci amcaydı taksisinde küllük,fakir bi klima sistemi mevcuttu,torpidosunda “Do You believe in Love at first sight Or Should I Drive By Again”yazıyordu,o kadar pis bir sıcak vardı ki o havada bile üşümeyi başararak klimayı kapattırdım fakat buharlaşacağım zannettim ve amcayı haklı çıkararak”ben sana demiştim”sözlerine maruz kaldım.2 saat süren yarı anlaşıp yarı anlaşamadığım adresi bulana kadar endişeli olacağım lanet yolculuğuma taksi değiştirerek devam ediyordum adam beni adresi bilmediğini söyleyerek Biloxi’de başka bir taksiciye transfer etti.Bu kez beyaz,bıyıklı bir helal dayı çıktı karşıma.Hard Rock Casino’ya gitmek yerine Housing adresini bulmanın daha sağlıklı olacağı tamamen aptal bir düşüncesiyle adama bütün Pass Road’da adresi arattım.Bulamayınca adam darlandı,endişelendi,ne yapacağını şaşırdı.Sözleşmede yazan telefon numarasını aramaya karar verdi ama sözleşmemdeki ilgisiz “ilgili şahsiyetlerim”açma lütfunda bulunmayacak kadar meraksızlardı.Dayı sayesinde adresi bulduk ama taşındık yazısı üzerindeki numarayı aradık güç bela bulduk ofis gibi biryere girdik içerideki Japon kadının kaçakçı gibi bir hali vardı,bizi içeri almaya tereddüt etti,Work and Travel ve interchange student sözcüklerine gayet yabancıydı.O an başımdan kaynar sular döküldü ve “tamam dedim kendi kendime öyle biryer yok aslında boşuna geldim,dönücem Türkiye’ye “içimden Türkiye’deki danışman şirketime küfürler yağdırarak.Bu kadar da olmazdı hani nasıl olur da değişen adresten habersiz olurlar hala şaşkınım.Taksici dayı korkmuş olacak ki beni bırakmak istemedi tabi taksimetre çalışıyordu düşüncemi anlamış olacak ki 30 dolar tutmasına rağmen 10 dolar aldı ve gitti gayet acınasıydı ):
Japon kadın beni otutturdu “relax relax “diyerek o numarayı bir daha bir daha arayarak sonunda akıllılık etti de sesli mesaj bıraktı.Hemen sonra “Sevgili Housing Görevlisi “ recall teşrifinde bulunarak benim için şaşılası sözcükler olan “beklesin,gelip alacağım” sözlerini sarfetti.Merakla beklemeye koyuldum 15-20 dakka upuzun geldi,kadında bir tuhaflık vardı,senaryolar uydurmaya başladım,aklıma gelen orası daha çok sorunlu çocukların tedavi edildiği bir yurttu .Belki de kimbilir..İlginçti,çözemedim..Sonunda adının Nikolaı olduğunu öğreneceğim beklenen şahıs geldi ilk izlenimim Türk olduğuydu,hatta eski bir arkadaşa benzettim,gülesim geldi sinir bozukluğundan,kıro yüzüğü takmıştı,ilgisiz tavırlarla geldi Türklerden bıktığını belli ederek Rus İngilizcesiyle Türk’e benzemiyosun dedi.O kadar meraklanmıştım ki kısacık yolculukta aklımdaki soruları çabucak soruverdim,Genişlikle”rahat ol bir sürü lanet Türk var kalacağın yerde “dedi ve bu sözlerinin nedenini birazdan anlayacaktım.Beni ilk götürdüğü,4 kızın kaldığı evden uzaktan Türkçe konuşmaları duyunca sevinmiştim zira sevinci kursağında kalmak bu olsa gerek Türkiye’deki danışmanımın sana yardım eder vaatleriyle adını çok duyduğum türünün son örneği Türk kızı Hoşgeldin demek şöyle dursun yüzüme bile bakmadı ki ben o yorgunlukla bir sandalyeye razıydım.Biliyorum durum içler acısı gibi geliyor kulağa hatta inanılmaz ama kız fevri tavırlarla başladı Nikolaı ile tartışmaya yok evimizi,yatağımızı paylaşmıyoruz,niçin bizim evimize getiriyorsun da bıdı da bıdı..Cevap Rus için çok basitti;”Çünkü Türksünüz,çok ayıp bak birbirinize yardımcı olmanız gerekiyor.” Kız sorunlu,küstah ve kaprisliydi belli ki.Ben şok vaziyette Rusların evine götürüldüm aklımdaki tek şey Sevis kaydımdı,çalışma sürecim çoktan başladığı için vize iptali durumuyla karşılaşabilirdim ki olsaydı hiç şaşırmazdım.ABD’ye varışımın ispatı olan Sevis’i yapmak için Rus’un bilgisayarında mail sayfamı açtığım gibi ne göreyim;Hard Rock İş İptali!!! Çok hoş..artık bavulsuz,evsiz ve işsizdim...bahtsızlık sınırını aştığımı falan düşünmeye başlamıştım.Türklerin ilgisizliğine rağmen domuz eti pişirmekte olan Rusların”yemek ister misin,duş almak,uyumak”sorularını garipsemiştim.Sersemlemiştim ki yan evde kalan 2 Türk erkeği imdadıma yetişti,Amerikadaki sponsor arandı ama eli boş bir şekilde telefon kapatıldı.Hard Rock işim olmadığı için o evlerde kalamazdım ama 4-5 gün 2 Türk,1 Rus,1 Tayvanlı erkekle yaşamak zorunda kaldım.Kızların vicdanı rahat etmemiş olacak ki tesadüfi karşılaşıldığı anda dert yakınmaya başladılar.Ne kadar insanlıklıyım ki dinledim ve “hıhı”dedim.
Gün geçtikçe umudumu yitiriyordum,HardRock’a gidip iş isteyip eli boş dönüyordum,sözleşmem olmasına rağmen ilgisizlik tam gaz sürmekte idi şaşırıyordum,bir yandan sponsor şirkete mail atıyordum elde var sıfır halde bekliyordum..Evde internet yok,telefonum henüz yok iletişimsizlik üzerine tuz biberdi..O günlerde başıma gelen belki en iyi şey bavulumun adresime gönderilmesiydi(Tabiki de yanlış adres değiştirilmişti).Aslında bavulumu geç aldığım için para talep etmem gerektiğini bilmiyordum,sonradan öğrenecektim o günlerde bavulun geri gelmesine şükrediyordum
Bir gün sponsor şirketin housing’i gelip göreceğine dair bir mail aldım,o sabah erkenden uyandım kapıyı ardına kadar açtım,sponsor yolu gözledim,Ruslar giyinmiş iki dirhem bir çekirdek,teftiş heyecanıyla bana gelip “saklanır mısın lütfen” diyorlar.”Saçmalamayın,onlarla konuşmalıyım,mağdurum,iş istiyorum”diyorum.İyiki de diyorum ve o gün içerisinde sponsor şirketin başkanları tarafından üstelik kendi arabalarıyla yeni işimin konaklamasına kendi elleriyle bırakılıyorum.Buradaki Çinli kızların dedikodularını da sonradan öğreniyorum kadınla adam benim babam ve annemmiş ben çok zenginmişim güya bir kahkaha patlatıyorum.Evet cool görünebilirim ama yaşadıklarımdan sonra gayet ironik geliyor bu enstantane.Gülüp geçiyorum.
Posted by jellyfish at 03:04 0 comments


